NOT: Bu raporda yer alan bilgiler ve yazılar BBVA 1 yayınladığı raporun özetlenmesidir.
Şubat 2026 | Raporu Hazırlayan: Deniz Ergun, BBVA Research
Raporun Temel Mesajları
Rapor beş ana başlıkta kritik bulgular sunuyor:
Hanehalkları açısından altın ve değerli metal tasarrufları önemli bir servet tamponu olmaya devam ediyor. Finansal varlıkların GSYİH’ye oranı %40 ile düşük seyrediyor. Mevduat payı 2025’in üçüncü çeyreğinde geriledi ve bu düşüşün yerini yatırım fonları aldı. Genel amaçlı krediler ve kredi kartlarında takibe düşen alacak (TDA) akışları yeniden ivme kazandı çünkü Temmuz sonrası yeniden yapılandırılan krediler yeni TDA olarak kaydedilmeye başlandı. Yatırım fonlarına park edilen fazla TL likidite, dolarizasyonu hızlandırma potansiyeli nedeniyle finansal istikrar için kısa vadeli bir risk oluşturuyor.
Şirketler kesiminde net döviz açık pozisyonu Ağustos-Ekim arasında iyileşme gösterdikten sonra Kasım ayında dış döviz yükümlülüklerinin artması nedeniyle kötüleşti. Yüksek çevrim oranları reel sektörün dış finansmana erişiminin güçlü kaldığını gösteriyor. KOBİ’lerin TDA oranı %3,5’e yaklaştı ve bu oranın 2026’daki yeniden yapılandırmalar ve ek Kredi Garanti Fonu paketleriyle hafiflemesi bekleniyor. İmalat firmaları için açıklanan 100 milyar TL’lik kredi paketi ek bir destekleyici önlem olacak.
Kamu borcu tarafında genel kamu borcunun GSYİH’ye oranı düşük kalmaya devam ediyor. Ancak beklentilerin altında seyreden dezenflasyon nedeniyle yüksek faiz oranlarından kaynaklanan faiz ödemesi yükü, azalan vadeler ve yükselen fiyatlar ortamında devam eden altın borçlanmalarından kaynaklanan zararlar risk faktörleri olarak öne çıkıyor.
Bankacılık sektöründe 2025’in ikinci çeyreğinde artan sermaye benzeri borç ihraçları dördüncü çeyrekte yavaşladı ve bunların 2026’nın ilk çeyreğinden sonra yeniden hızlanması bekleniyor. Dış krediler, dış fonlama büyümesini desteklemeye devam ediyor. Bununla birlikte, bir yıl içinde ödenmesi gereken kısa vadeli borç Ağustos 2025’ten bu yana sektörde artış gösteriyor.
Döviz pozisyonu açısından ekonominin toplam döviz pozisyonu Kasım 2025 verilerine göre reel sektörün genişleyen net döviz açık pozisyonu nedeniyle kötüleşti. Dış borç kompozisyonu kamu sektörü ile reel sektör arasında kaymaya devam ediyor ve bu kayma daha çok reel sektörün açık tarafına doğru gerçekleşiyor.
UZUN VERSİYON
Bölüm 1: Hanehalkı Borçluluk Durumu
1.1 Uluslararası Karşılaştırma
Türkiye, IIF verilerine göre 2023’e kıyasla hanehalkı borç oranını düşüren ülkelerden biri olmaya devam ediyor. Hanehalkı borcunun GSYİH’ye oranı 2025’in üçüncü çeyreğinde yaklaşık %10 seviyesinde bulunuyor. Bu oran, Kore (%95), Tayland (%90), Malezya (%85) ve Çin (%60) gibi ülkelerin çok altında kalıyor. Gelişmekte olan ülke ortalaması yaklaşık %45 iken, gelişmiş ülke ortalaması %70 civarında seyrediyor.
2025’in üçüncü çeyreğinde hanehalkının finansal varlıklarındaki artış, yükümlülüklerindeki artıştan biraz daha yüksek gerçekleşti. Ancak hanehalkının finansal varlıklar/GSYİH oranı %39,80 ile düşük kalmaya devam ediyor. Finansal yükümlülükler/GSYİH oranı %8,6, finansal borç/finansal varlıklar oranı ise %23,7 seviyesinde bulunuyor. Bu düşük oranın temel nedeni, hanehalklarının fiziki altın ve konut gibi finansal olmayan varlıklara olan geleneksel eğilimi olarak değerlendiriliyor.
1.2 Finansal Varlık ve Yükümlülüklerin Dağılımı
Hanehalkının finansal varlıklarında mevduat payı düşmeye devam ediyor ve 2025 sonunda %55’in altına inmesi bekleniyor. 2021’in üçüncü çeyreğinde yaklaşık %80 olan mevduat ve nakit payı, 2025’in dördüncü çeyreğinde %55’in altına geriledi. Hisse senedi ve diğer özkaynak yatırımlarının payı artış gösterdi. Sigorta ve emeklilik planlarının payı istikrarlı seyrediyor. Borç senetlerinin payı ise düşük kalmaya devam ediyor.
Yükümlülükler tarafında krediler toplam yükümlülüklerin %93-94’ünü oluşturuyor. Finansal türevlerin payı %5-7 aralığında değişiyor. Diğer yükümlülükler ise %1-2 civarında seyrediyor.
1.3 Altın Tasarrufları ve Değerleme Etkisi
Altın mevduatlarının değerleme etkisi hanehalkları için önemli bir servet tamponu sağlamaya devam ediyor. TURKSTAT Hanehalkı Bütçe Anketi’ne göre 2024 yılında altın tasarrufçularının payı %39’a ulaştı. Bu oran 2018’de yaklaşık %23, 2019’da %28, 2022’de %30, 2023’te %35 seviyelerindeydi. Döviz tasarrufçularının payı yaklaşık %15, gayrimenkul ve arazi tasarrufçularının payı ise %12 civarında bulunuyor.
Hanehalkının döviz mevduat kompozisyonunda Ocak 2026 itibarıyla (düzeltilmiş verilere göre) altın %40, USD %31, EUR ise %29 pay alıyor. Aralık 2024’e kıyasla altın payı sabit kalırken USD payı %46’dan %40’a geriledi ve EUR payı %24’ten %29’a yükseldi.
Değerli metal fonlarına aylık net girişler ve değerleme artışları devam ediyor. Ocak 2026’da piyasa payı %6-7 civarına ulaştı.
1.4 Altın Stoku Tahmini
Türkiye’deki hanehalkları, yaklaşık 4.000 ton ve 600 milyar doların üzerinde olduğu tahmin edilen “yastık altı” altın stoku biriktiriyor. Kasım 2025 sonu itibarıyla toplam altın stoku 3.884 ton ve 581 milyar dolar olarak hesaplandı. Son dönemde bu rakamın 630 milyar doların üzerine çıkmış olabileceği tahmin ediliyor. TCMB’nin sahip olduğu altın 574 ton, Hazine’nin sahip olduğu altın ise 45 ton düzeyinde bulunuyor.
Hanehalkının döviz mevduatları GSYİH’nin yaklaşık %11-12’si seviyesinde seyrediyor ve 140-150 milyar dolar civarında bulunuyor.
1.5 Yatırım Fonları ve Dolarizasyon
KKM (Kur Korumalı Mevduat) uygulamasının sona ermesinin ardından döviz fonlarına girişler hız kaybetti, ancak döviz fonlarının büyüklüğü TL para piyasası fonlarının üzerinde kalmaya devam ediyor.
Mevduat ve yatırım fonları dolarizasyon oranı Ocak 2024’te %55 civarındayken Ocak 2026’da %37’ye geriledi. Yatırım fonları dolarizasyonu %42’den %35’e, mevduat dolarizasyonu ise %52’den %37’ye düştü.
Fon hacmi dağılımında döviz fonları yaklaşık 3,2 trilyon TL, TL para piyasası fonları 2,7 trilyon TL, TL fonlar (para piyasası fonları hariç) ise 1,1 trilyon TL seviyesinde bulunuyor.
Ocak 2025’e kıyasla Ocak 2026’da döviz fonlarının payı %27’den %32’ye, para piyasası fonlarının payı %36’dan %45’e yükselirken, para piyasası fonları hariç TL fonların payı %18’den %23’e çıktı.
1.6 Hisse Senedi ve Fon Yatırımları
Hanehalkının para piyasası fonları 2025’in dördüncü çeyreğinde üçüncü çeyreğe göre para piyasası dışı fonlardan daha fazla pay kazandı. Toplam hisse senedi ve özkaynak içinde hisse senedi ve özkaynak payı düşerken yatırım fonları payı artıyor. 2016’nın dördüncü çeyreğinde hisse senedi payı %80, yatırım fonları payı %20 iken, 2025’in dördüncü çeyreğinde bu oranlar sırasıyla %40 ve %60 olarak gerçekleşti.
Toplam yatırım fonları içinde para piyasası fonları/toplam yatırım fonları oranı 2020-2021’de %80’lere çıktıktan sonra 2025’in dördüncü çeyreğinde %55’e geriledi.
1.7 Tüketici Kredileri Yapısı
Genel amaçlı kredilerin (GPL) payı düşmeye devam ederken, kredi kartlarının payı tüketici kredilerinin yaklaşık %50’sine ulaştı.
Tüketici kredileri içindeki pay dağılımında Ocak 2026 itibarıyla kredi kartları %48, genel amaçlı krediler %34, konut kredileri %14 ve taşıt kredileri %4 seviyesinde bulunuyor. Mayıs 2023’te bu oranlar sırasıyla %35, %45, %17 ve %3 idi.
Genel amaçlı kredilerin 13 haftalık yıllıklandırılmış büyümesi dalgalı seyrediyor ve zaman zaman %180-200’lere çıkıyor. Tüketici kredi kartlarının 13 haftalık yıllıklandırılmış büyümesi %30-80 aralığında dalgalanıyor ve genellikle 3 aylık yıllıklandırılmış TÜFE’nin üzerinde seyrediyor.
BDDK, Şubat 2026 itibarıyla tüketicilere verilen kredili mevduat hesabı (KMH) limitleri için 8 haftalık büyüme sınırı (%2) getirdi. Ayrıca KMH limiti, bankaların gelir belgesi olarak kabul ettiği belgelere göre belirlenen müşterinin aylık ortalama gelirinin en fazla iki katı ile sınırlandırıldı.
1.8 Banka Dışı Finansal Kuruluşlarda Tüketici Kredileri
Büyüme sınırlarının olmadığı banka dışı finansal kuruluşlarda tüketici kredisi büyümesi devam ediyor. Hâlâ düşük seviyelerde olsa da tüketici kredileri (özellikle taşıt kredileri) Eylül 2025’ten bu yana tüketici finansman şirketlerinde hızlanıyor. Faktoring ve döviz leasing alacakları da 2021’den bu yana hızlı büyüdü.
Finansman şirketlerinde 13 haftalık yıllıklandırılmış büyümede taşıt kredileri %200-600, genel amaçlı krediler %100-200, toplam tüketici kredileri %50-150 aralığında seyrediyor.
Leasing şirketlerinin toplam alacakları Kasım 2021’de yaklaşık 130 milyar TL iken Kasım 2025’te 350 milyar TL’ye (TL: 150 milyar, döviz: 200 milyar) ulaştı. Faktoring şirketlerinin toplam alacakları da benzer şekilde 130 milyar TL’den 400 milyar TL’ye (TL: 150 milyar, döviz: 250 milyar) yükseldi.
1.9 Kredi Kartı Limitleri ve Kullanım
Kredi kartı limit kullanım oranı 2025 sonunda toplam limitlerdeki hızlı artışa kıyasla %24,5’e geriledi. Bu oran Aralık 2018’de %43, Ağustos 2023’te %40 ve Aralık 2025’te %24,5 olarak gerçekleşti.
Kredi kartı limit taahhütleri Aralık 2020’de yaklaşık 1,5 trilyon TL iken Aralık 2025’te 13 trilyon TL’ye çıktı. Kredi kartı ödemelerinden kaynaklanan borçlar Aralık 2020’de yaklaşık 100 milyar TL iken Aralık 2025’te 800 milyar TL’ye ulaştı.
Kredi kartı borcunu ödemeyen kişi sayısı 80.000 ile 200.000 arasında dalgalanıyor ve Kasım 2025’te yaklaşık 180.000 kişi seviyesinde bulunuyor.
BDDK Şubat 2026’dan itibaren perakende kredi kartı limitlerine kısıtlamalar getirdi. Kart hamilinin tüm bankalardaki toplam kredi kartı limiti 400.000 TL’yi aşarsa, bankalar 15 Şubat itibarıyla son bir yıl içinde en yüksek harcamanın yapıldığı kullanılmayan kredi kartı limitlerini kısmen azaltacak. Ayrıca bankaların 2027 yılına kadar tüm kart hamillerinin kredi kartı limitlerini aylık/yıllık ortalama gelirleriyle uyumlu hale getirmesi gerekiyor.
1.10 Tüketici Kredilerinde TDA Oranları
Genel amaçlı kredilerin TDA oranı 2017’den bu yana en yüksek seviyeye ulaştı. Temmuz-Ekim 2025 arasında perakende kredilerdeki yeniden yapılandırmalar 2025’te TDA girişi üzerindeki baskıyı hafifletmişti. Ancak ertelenen etki 2026 itibarıyla gerçekleşmeye başladığından yukarı yönlü trend yeniden ivme kazandı.
TDA oranlarında Ocak 2026 itibarıyla genel amaçlı krediler %5,8, tüketici kredi kartları %3,8, konut kredileri %0,7 ve taşıt kredileri %0,85 seviyesinde bulunuyor.
Genel amaçlı kredilerin TDA tutarı Eylül 2024’te 35 milyar TL iken Ocak 2026’da 120 milyar TL’ye, tüketici kredi kartları TDA tutarı ise 35 milyar TL’den 105 milyar TL’ye yükseldi.
Toplam perakende TDA içinde pay dağılımı Ocak 2026’da genel amaçlı krediler %52, tüketici kredi kartları %48 şeklinde gerçekleşti. Temmuz 2023’te bu oranlar sırasıyla %70 ve %30 idi.
BDDK’nın Şubat 2026 kararına göre vadesi geldiği tarih itibarıyla kısmen veya tamamen ödenmemiş perakende kredi kartları ve genel amaçlı krediler, karar tarihinden itibaren üç ay içinde talep üzerine en fazla 48 ay vadeli olarak yeniden yapılandırılabilecek. Bu karar 2026’nın ilk çeyreğinde muhtemelen hafifletici bir etki yaratacak. Ancak yeniden yapılandırılan bakiyelerden kaynaklanan ertelenmiş TDA bozulması nedeniyle 2026 için TDA akışları üzerindeki toplam net etki çok sınırlı kalabilir.
Bölüm 2: Şirketler Kesimi Borçluluk Durumu
2.1 Uluslararası Karşılaştırma
Şirketlerin döviz borcu/GSYİH oranı açısından Türkiye, emsal ülkeler arasında en yüksek dördüncü ülke konumunda bulunuyor. 2025’in üçüncü çeyreği itibarıyla döviz cinsi borç/GSYİH oranı yaklaşık %25 seviyesinde (Singapur’un %60 oranı hariç tutulduğunda). Bu oran Macaristan’da %37, Şili’de %30, Çek Cumhuriyeti’nde %27 düzeyinde bulunuyor.
Türkiye’de şirketlerin toplam borç/GSYİH oranı yaklaşık %40 (TL %12, döviz %28) seviyesinde seyrediyor. Çin’de bu oran %155, Singapur’da %130, Kore’de %120, Şili’de %100 düzeyinde bulunuyor. Gelişmekte olan ülke ortalaması %80, gelişmiş ülke ortalaması ise %100 civarında.
TL cinsi borç/GSYİH oranı Haziran 2021’de %30’dan Eylül 2025’te %12’ye geriledi. Döviz cinsi borç/GSYİH oranı ise aynı dönemde %40’tan %28’e düştü.
2.2 Şirketlerin Finansal Varlık ve Yükümlülükleri
Şirketlerin baskın yatırım ve fonlama kaynağı hisse senedi ve özkaynaklardan oluşuyor.
Finansal varlıkların araçlara göre dağılımında 2025’in üçüncü çeyreği itibarıyla hisse senedi ve diğer özkaynaklar %55-60, nakit ve mevduatlar %25-30, diğer alacaklar %10-15, türevler, menkul kıymetler, krediler ve emeklilik fonları ise %5’in altında pay alıyor.
Finansal yükümlülüklerin dağılımında diğer borçlar %45-50, hisse senedi ve diğer özkaynaklar %30-35, krediler %15-20, türevler ve menkul kıymetler ise %5’in altında yer alıyor.
Hisse senedi ve özkaynak yatırımları 2023’ün dördüncü çeyreğinden bu yana şirketlerin ticari işlemlerden elde ettiği geliri aşmış görünüyor.
2.3 Şirketlerin Yatırım Fonları Yatırımları
Şirketlerin yatırım fonları yatırımlarının payı 2024’ün üçüncü çeyreğinden bu yana artıyor. Toplam hisse senedi ve özkaynak içinde yatırım fonları payı 2021’in üçüncü çeyreğinde %2’nin altındayken 2025’in üçüncü çeyreğinde %6’ya yaklaştı. Toplam hisse senedi ve özkaynak içinde hisse senedi ve özkaynak payı ise %98’den %94’e geriledi.
Şirketlerin para piyasası dışı fonları, para piyasası fonu yatırımlarına kıyasla daha yüksek paya sahip olmaya devam ediyor. Toplam yatırım fonları içinde para piyasası dışı fonların payı %60-70, para piyasası fonlarının payı ise %30-40 aralığında bulunuyor.
2.4 Ticari Kredilerde TDA Oranları
Büyük firmaların TDA oranları düşük kalırken KOBİ TDA oranları %3,5’e yaklaştı. Ocak 2026 itibarıyla KOBİ TDA oranı %3,4, ticari krediler TDA oranı %2,5, KOBİ dışı TDA oranı ise %1,1 seviyesinde bulunuyor.
TL ticari kredilerde taksitli ticari kredilerin TDA oranı Ocak 2024’te %1’den Ocak 2026’da %2,7’ye, kurumsal kredi kartlarının TDA oranı ise %0,7’den %1,5’e yükseldi.
Şirketlerin toplam varlıklar/toplam yükümlülükler oranı 2019’un ilk çeyreğinde %30’dan 2023’ün üçüncü çeyreğinde %55’e çıktıktan sonra 2025’in üçüncü çeyreğinde %50’ye geriledi. Toplam likidite pozisyonu kötüleşmeye devam ediyor, ancak oran tarihsel olarak yüksek kalmaya devam ediyor ve yükümlülükler ile varlıkların büyüme oranları arasındaki fark düşük seyrediyor.
2.5 Şirketlerin Kredi Kullanım Amaçları
Şirketler 2025’in dördüncü çeyreğinde kredilerini ağırlıklı olarak kurumsal yeniden yapılanma amaçlı kullandı. TCMB’nin Reel Sektör Finansman İhtiyaçları Anketi’ne göre birleşme/devralma ve kurumsal yeniden yapılanma için talep artışı yüksek (pozitif değerler), sabit yatırım için talep artışı orta düzeyde, stoklar ve işletme sermayesi için talep değişimi nötr/hafif negatif, borç yeniden yapılandırması için talep azalışı güçlü (negatif değerler) olarak gerçekleşti.
2.6 Ticari Kredi Arz ve Talep Koşulları
Toplam ticari krediler için arz koşullarının 2026’nın ilk çeyreğinde özellikle uzun vadeli krediler için iyileşmesi bekleniyor.
Ticari kredi koşullarında arz ve talep endeksleri 2025’in dördüncü çeyreğinden 2026’nın ilk çeyreğine pozitif bölgeye geçti. Arz koşullarında kısa vadeli krediler için endeks -50’lerden +10’a, uzun vadeli krediler için -30’lardan +25’e yükseldi. Talep koşullarında hem kısa hem uzun vadeli krediler için endeksler pozitif bölgede (+40-60) seyrediyor.
2.7 Ticari Kredilerde Vade Yapısı
TL ticari kredilerde vadeler 2025’in ikinci çeyreğinden bu yana artış gösteriyor, ancak döviz kredilerinin vadelerinde henüz önemli bir değişiklik yok.
TL ticari kredilerde 1 yıla kadar vadeli kredilerin payı 2024’ün ilk çeyreğinde %55 iken Aralık 2025’te %45’e geriledi. 1 yıldan uzun vadeli kredilerin payı ise %45’ten %55’e yükseldi.
Döviz ticari kredilerde 1 yıla kadar vadeli kredilerin payı %25-30, 1 yıldan uzun vadeli kredilerin payı ise %70-75 civarında istikrarlı seyrediyor.
Özel sektörün dış kredilerinin vade kompozisyonunda sektörler itibarıyla kısa vadeli (1-12 ay) dış döviz kredileri ağırlıklı olarak imalat sektöründe yoğunlaşıyor (%40-45). Enerji sektöründe 61-120 ay vadeli kredilerin payı yüksek (%35-40).
2.8 Dış Kredilerin Sektörel Dağılımı
Ana sektörel kompozisyonda döviz kredilerinin daha yüksek payı enerji kredilerine tahsis edilmiş durumda.
Özel finansal olmayan sektörün uzun vadeli dış kredilerinin sektörel dağılımında Kasım 2025 itibarıyla inşaat %25, imalat %20, enerji %32, diğer hizmetler %7, ulaştırma %5, toptan ticaret %5, madencilik %3 ve tarım %2 pay alıyor.
İmalat sektörünün uzun vadeli dış kredilerinin alt sektörel dağılımında gıda %15, tekstil %6, kimya %18, kauçuk ve plastik %8, metalik olmayan mineraller %6, metaller %12, elektrik-optik %8, ulaştırma ekipmanları %13 ve diğer imalat %14 oranında bulunuyor.
Hizmetler sektörünün uzun vadeli dış kredilerinin alt sektörel dağılımında inşaat %50, toptan ticaret %18, ulaştırma %8, turizm %5, bilgi ve iletişim %7, gayrimenkul %4 ve diğer %8 pay alıyor.
2.9 Kısa Vadeli Dış Kredilerin Sektörel Dağılımı
Gıda imalat şirketlerinin aldığı kısa vadeli dış krediler en yüksek paya sahip.
Özel finansal olmayan sektörün kısa vadeli dış kredilerinin sektörel dağılımında Kasım 2025 itibarıyla imalat %64, toptan ticaret %23, diğer hizmetler %6, enerji %3, inşaat %2, madencilik %1, ulaştırma %0 ve tarım %0 oranında bulunuyor.
Kısa vadeli imalat dış kredilerinin alt sektörel dağılımında gıda %44, tekstil %1, kok ve petrol %7, kimya %16, kauçuk ve plastik %2, metaller %6, elektrik-optik %2, ulaştırma ekipmanları %2 ve diğer %20 pay alıyor.
Hizmetler sektörünün kısa vadeli dış kredilerinin alt sektörel dağılımında toptan ticaret %74, bilgi ve iletişim %13, inşaat %6 ve diğer %7 oranında bulunuyor.
2.10 Şirketlerin Kısa Vadeli Döviz Likidite Pozisyonu
Düşen döviz mevduatları ve ihracat alacakları, şirketlerin kısa vadeli döviz likidite pozisyonunda daha fazla kötüleşmeye yol açtı.
Şirketlerin döviz likidite oranlarında Kasım 2025 itibarıyla kısa vadeli varlıklar/kısa vadeli yükümlülükler oranı %115,3, döviz mevduatları + ihracat alacakları/kısa vadeli yükümlülükler oranı %105,2, döviz mevduatları/türevler hariç yurt dışı kısa vadeli yükümlülükler oranı ise %89,8 seviyesinde bulunuyor.
Şirketlerin kısa vadeli net döviz pozisyonu Ağustos-Ekim 2025 arasında iyileştikten sonra Kasım 2025’te 6,9 milyar dolara kötüleşti. Bu pozisyon Kasım 2019’da 75 milyar dolar, Kasım 2022’de 50 milyar dolar ve Mayıs 2025’te 15 milyar dolar seviyelerindeydi.
Şirketlerin döviz varlıklarının dağılımında Kasım 2025 itibarıyla mevduatlar 75 milyar dolar, ihracat alacakları 20 milyar dolar, menkul kıymetler 10 milyar dolar, yurt dışı doğrudan yatırımlar 8 milyar dolar ve finansal türev varlıkları 5 milyar dolar düzeyinde bulunuyor.
2.11 Döviz Kredi Kompozisyonu ve Çevrim Oranları
Tutarlarda düşük kalmasına rağmen dış döviz kredi büyümesi Ağustos 2025’ten bu yana yurt içi döviz kredi büyümesinin üzerinde seyrediyor.
Şirket sektörünün döviz kredi kompozisyonunda Kasım 2025 itibarıyla yurt içi döviz kredileri 165 milyar dolar, dış döviz kredileri 110 milyar dolar, dış döviz sermaye benzeri krediler 14 milyar dolar ve dış döviz tahviller 10 milyar dolar düzeyinde bulunuyor.
Reel sektörün uzun vadeli dış kredi çevrim oranı (12 aylık hareketli) Kasım 2022’de %100 iken Kasım 2025’te %181’e yükseldi. Yüksek dış çevrim oranları, yurt dışından alınan sermaye benzeri kredilerdeki artışla desteklenmeye devam ediyor.
Şirketlerin döviz finansal türev yükümlülüklerinde kısa vadeli türev yükümlülükler 2-4 milyar dolar, uzun vadeli türev yükümlülükler ise 10-14 milyar dolar aralığında seyrediyor.
2.12 Net Döviz Pozisyonunu Etkileyen Faktörler
Uzun vadeli dış döviz kredileri, Kasım 2025’teki genel net döviz pozisyonundaki kötüleşmenin arkasındaki ana faktör olarak öne çıkıyor.
Net döviz pozisyonu/yıllık toplam kümülatif ihracat oranı Kasım 2019’da %115 iken Kasım 2022’de %70’e geriledi ve ardından Kasım 2025’te %85’e yükseldi. Net döviz pozisyonu (negatif) Kasım 2025’te yaklaşık 180 milyar dolar düzeyinde bulunuyor.
Kasım 2025’te Ağustos 2025’e göre net döviz pozisyonundaki kötüleşmenin faktörleri incelendiğinde nakit kredilerde 6,1 milyar dolar (1,4 milyar dolar yurt içi, 4,7 milyar dolar dış döviz kredileri), diğer kalemlerde 2,3 milyar dolar artış görülürken, yurt içi banka varlıklarında 0,2 milyar dolar ve ithalat borçlarında 1,3 milyar dolar azalma yaşandı. İhracat alacakları değişmedi.
Kasım 2025’te Aralık 2024’e göre net döviz pozisyonundaki kötüleşmenin faktörlerinde nakit krediler 48,5 milyar dolar (26,4 milyar dolar yurt içi, 22,1 milyar dolar dış döviz kredileri), diğer kalemler 7,7 milyar dolar, yurt içi banka varlıkları 4,1 milyar dolar ve ihracat alacakları 3,9 milyar dolar artış gösterirken, ithalat borçlarında 0,5 milyar dolar azalma yaşandı.
Yurt içi döviz kredileri daha da kısıtlandı ve Şubat 2026 itibarıyla döviz kredileri için 8 haftalık büyüme sınırı %1’den %0,5’e düşürüldü.
Bölüm 3: Kamu Sektörü Borçluluk Durumu
3.1 Kamu Borcu Kompozisyonu
Mali cephede iç borçtaki döviz payı güçlenen altın fiyatları nedeniyle yeniden yükselmeye başladı.
Kamu borcunun TL/döviz dağılımında Aralık 2025 itibarıyla TL payı %47, döviz payı %53 seviyesinde bulunuyor. Aralık 2019’da TL payı %50, döviz payı %50 iken Aralık 2022’de TL %35, döviz %65 oranındaydı. Döviz payı 2022’den bu yana gerileme trendindeyken son dönemde tekrar artışa geçti.
Kamu borcunun iç/dış dağılımında Aralık 2025 itibarıyla iç borç %60, dış borç %40 oranında bulunuyor.
İç borcun araçlara göre dağılımında Aralık 2025 itibarıyla sabit faizli %59, değişken faizli %30 ve TÜFE’ye endeksli %11 pay alıyor. Aralık 2019’da sabit faizli %40, değişken faizli %40, TÜFE’ye endeksli %20 idi.
İç borçtaki döviz payı Aralık 2018’de %-5 (net alacaklı pozisyon) iken Haziran 2022’de %35’e çıktı ve Aralık 2025’te %21’e geriledi.
3.2 Kamu Borcunun Ortalama Vadesi
Kamu borcunun ortalama vadesinde iç borç Aralık 2018’de 3 yıl iken Aralık 2025’te 2,5 yıla geriledi. Dış borç ise Aralık 2018’de 9 yıl iken Aralık 2025’te 6,4 yıla düştü.
İç borcun ortalama vadesindeki düşüş, yüksek faiz ortamında kısa vadeli borçlanmaya yönelimi yansıtıyor.
3.3 İç Borç Çevrim Oranları ve Geri Ödeme Takvimi
En yüksek TL borç geri ödemeleri yüksek faiz ödemelerinin de etkisiyle 2026’nın Ocak ve Şubat aylarında gerçekleşiyor.
İç borç çevrim oranlarında (12 aylık hareketli) gerçekleşen çevrim oranı Ocak 2026’da beklenenden çok düşük (%75’in altında) gerçekleşti. Hükümet hedefi %120, mevcut gerçekleşen oran %106 ve Eylül 2024’te %133’tü.
2026 yılı için aylık iç borç geri ödeme takviminde en yüksek geri ödemeler şu şekilde sıralanıyor: Ocak (anapara 420 milyar TL, faiz 250 milyar TL), Şubat (anapara 350 milyar TL, faiz 250 milyar TL), Haziran (anapara 500 milyar TL, faiz 100 milyar TL), Eylül (anapara 400 milyar TL, faiz 150 milyar TL).
Yıllık bazda iç borç geri ödeme takviminde 2026’da anapara 3 trilyon TL, faiz 2 trilyon TL; 2027’de anapara 2,5 trilyon TL, faiz 2,5 trilyon TL; 2028’de anapara 2 trilyon TL, faiz 3,5 trilyon TL; 2029’da anapara 1,5 trilyon TL, faiz 4 trilyon TL şeklinde tahmin ediliyor.
3.4 İç Borcun Sahiplik Yapısı
Hanehalkının iç borçtaki payı 2023’teki %1’den 2025’te %4’e yükseldi.
İç kamu borcunun sahiplere göre dağılımında 2025 yılı payları şu şekilde: Kamu bankaları %32 (2023: %32), özel bankalar %15 (2023: %15), yabancı bankalar %8 (2023: %8), kalkınma bankaları %1 (2023: %1), katılım bankaları %4 (2023: %4), hanehalkları %4 (2023: %1), şirketler %11 (2023: %4), yatırım fonları %16 (2023: %11), TCMB %2 (2023: %2), yabancı yerleşikler %8 (2023: %8).
Trilyon TL bazında iç kamu borcunun sahiplik gelişiminde bankacılık sektörü 2018’de yaklaşık 0,5 trilyon TL iken 2025’te 7 trilyon TL’ye yükseldi. Yatırım fonları 2018’de yaklaşık 0,1 trilyon TL iken 2025’te 1,1 trilyon TL’ye, şirket yatırımcıları 2018’de 0,1 trilyon TL iken 2025’te 0,75 trilyon TL’ye, hanehalkları 2018’de 0,05 trilyon TL iken 2025’te 0,3 trilyon TL’ye çıktı. TCMB yaklaşık 0,15 trilyon TL, yabancı yerleşikler ise yaklaşık 0,5 trilyon TL seviyesinde bulunuyor.
Bölüm 4: Türkiye’nin Dış Borç Stoku
4.1 Dış Borcun Vade ve Sektörel Dağılımı
2025’in ikinci çeyreğindeki düşüşün ardından bankacılık sektörünün 1 yıl içinde vadesi dolan dış borcu dördüncü çeyrekte arttı.
1 yıl içinde vadesi dolan dış borç Kasım 2025’te şu şekilde dağılıyor: Reel sektör 77 milyar dolar (Aralık 2024: 77), özel bankalar 66 milyar dolar (Aralık 2024: 60), kamu bankaları 43 milyar dolar (Aralık 2024: 40), bankalar hariç finansal kuruluşlar 6 milyar dolar, kamu sektörü (kamu bankaları hariç) 7 milyar dolar, TCMB 25 milyar dolar (Aralık 2024: 20).
1 yıldan uzun vadeli dış borç Kasım 2025’te şu şekilde dağılıyor: Reel sektör 99 milyar dolar, özel bankalar 52 milyar dolar, kamu bankaları 45 milyar dolar, bankalar hariç finansal kuruluşlar 7 milyar dolar, kamu sektörü (kamu bankaları hariç) 138 milyar dolar.
Toplam dış borçtaki paylar Kasım 2025’te şu şekilde: Reel sektör %33 (Aralık 2024: %36, Aralık 2018: %36), özel bankalar %22 (Aralık 2024: %18, Aralık 2018: %27), kamu bankaları %16 (Aralık 2024: %14, Aralık 2018: %10), bankalar hariç finansal kuruluşlar %2 (Aralık 2024: %2, Aralık 2018: %4), kamu sektörü (kamu bankaları hariç) %27 (Aralık 2024: %28, Aralık 2018: %21), TCMB %5 (Aralık 2024: %7, Aralık 2018: %1).
4.2 Merkezi Hükümetin Dış Borç Geri Ödeme Takvimi
Ocak, Haziran ve Ekim, 2026’da hükümetin en yüksek dış borç geri ödemelerinin yapılacağı aylar olarak öne çıkıyor.
2026 yılı için aylık merkezi hükümet dış borç geri ödeme takviminde en yüksek ödemeler şu şekilde sıralanıyor: Ocak (anapara 1,3 milyar dolar, faiz 0,7 milyar dolar), Haziran (anapara 1 milyar dolar, faiz 1 milyar dolar), Ekim (anapara 2,7 milyar dolar, faiz 1 milyar dolar).
Yıllık bazda merkezi hükümet dış borç geri ödeme takviminde 2026’da anapara yaklaşık 7 milyar dolar, faiz 6 milyar dolar; 2027’de anapara 12 milyar dolar, faiz 6 milyar dolar; 2028’de anapara 11 milyar dolar, faiz 5,5 milyar dolar; 2029’da anapara 8 milyar dolar, faiz 5 milyar dolar; 2030’da anapara 7 milyar dolar, faiz 4,5 milyar dolar şeklinde tahmin ediliyor.
4.3 Özel Sektörün Dış Borç Geri Ödemeleri
Özel sektörün en yüksek dış borç geri ödemesi Haziran 2026’da (bankalar için 8,6 milyar dolar) ve Ağustos 2026’da (6,5 milyar dolar) gerçekleşecek.
Önümüzdeki 12 ay için kalan vade bazında özel sektörün dış kredi geri ödemeleri şu şekilde: Haziran 2026 (özel bankalar 8,6 milyar dolar, kamu bankaları 3 milyar dolar, özel şirketler 2,5 milyar dolar), Ağustos 2026 (özel şirketler 6,5 milyar dolar, özel bankalar 3 milyar dolar, kamu bankaları 2 milyar dolar).
Bankaların ve reel sektörün uzun vadeli dış kredi çevrim oranları (12 aylık hareketli) Kasım 2025 itibarıyla bankalar için %185, reel sektör için %181 seviyesinde bulunuyor. Kasım 2022’de her iki sektör için de bu oran %80-100 aralığındaydı.
4.4 Bankaların Dış Borçları
Dış krediler ve menkul kıymet ihraçları bankaların toptan fonlamasındaki payını artırmaya devam ediyor.
Bankaların toplam dış borcunun gelişimi incelendiğinde Aralık 2025 itibarıyla toplam dış borç 225 milyar dolar ve yıllık büyüme oranı %10 civarında bulunuyor. Aralık 2021’de toplam dış borç 150 milyar dolar ve yıllık büyüme %-15 iken Aralık 2023’te 160 milyar dolar ve büyüme %5 seviyesindeydi.
Bankaların dış borcunun araçlara göre dağılımında Aralık 2025 itibarıyla mevduat ve repo yaklaşık 30 milyar dolar, krediler 150 milyar dolar, ihraç edilen menkul kıymetler 35 milyar dolar ve diğer 10 milyar dolar düzeyinde bulunuyor. Aralık 2019’da mevduat ve repo 30 milyar dolar, krediler 80 milyar dolar, ihraç edilen menkul kıymetler 20 milyar dolar ve diğer 10 milyar dolar idi.
Bununla birlikte, 2025’in ilk yarısındaki uzun vadeli sermaye benzeri borç ihraçları dördüncü çeyrekte yavaşladı.
4.5 Bankaların Döviz Varlıkları ve Yükümlülükleri
Bankaların döviz likit varlıklarında en yüksek pay %48 ile döviz zorunlu karşılıklara ait.
Bankaların döviz varlıkları ve yükümlülüklerinin gelişimi incelendiğinde Kasım 2025 itibarıyla döviz likit varlıklar 130 milyar dolar, döviz krediler 125 milyar dolar, döviz toptan fonlama 200 milyar dolar ve 1 yıl içinde ödenecek dış borç 112 milyar dolar düzeyinde bulunuyor.
Kasım 2019’da döviz likit varlıklar 80 milyar dolar, döviz krediler 90 milyar dolar, döviz toptan fonlama 130 milyar dolar ve 1 yıl içinde ödenecek dış borç 85 milyar dolar idi.
Bankaların döviz likit varlıklarının dağılımında Kasım 2025 itibarıyla döviz zorunlu karşılıklar 60,7 milyar dolar (%48), yurt dışı finansal kuruluşlardan döviz alacaklar 24 milyar dolar (%19), döviz nakit 7,3 milyar dolar (%6) ve TCMB’den döviz alacaklar 35,7 milyar dolar (%28) bulunuyor. Bu toplam 128 milyar dolarlık likit varlık, 112 milyar dolarlık 1 yıl içinde vadesi dolan dış borcun üzerinde seyrediyor.
4.6 Türkiye’nin Toplam Net Döviz Pozisyonu
Toplam net döviz pozisyonu özel sektörün genişleyen net döviz açık pozisyonu nedeniyle Kasım 2025’te kötüleşti.
Türkiye’nin toplam finansal net döviz pozisyonunun gelişiminde Kasım 2025 itibarıyla toplam pozisyon -101 milyar dolar, özel sektör (döviz koruma mekanizması dahil) -150 milyar dolar, kamu sektörü (döviz koruma mekanizması dahil) +50 milyar dolar düzeyinde bulunuyor.
Kasım 2019’da toplam pozisyon -50 milyar dolar iken Aralık 2021’de -300 milyar dolara kötüleşti ve ardından Haziran 2024’te -50 milyar dolara iyileşti. Son dönemde yeniden kötüleşme yaşandı.
Bankalar hariç özel sektörün net döviz pozisyonu incelendiğinde reel sektör (döviz koruma mekanizması dahil) Kasım 2025’te -180 milyar dolar, hanehalkı (döviz koruma mekanizması dahil) +180 milyar dolar düzeyinde bulunuyor. Kasım 2019’da reel sektör -200 milyar dolar, hanehalkı +100 milyar dolar iken Kasım 2022’de reel sektör -180 milyar dolar, hanehalkı +180 milyar dolar idi.
Kamu sektörünün net döviz pozisyonunda Aralık 2025 itibarıyla Hazine -150 milyar dolar (Aralık 2019: -50 milyar dolar), TCMB +75 milyar dolar (Aralık 2019: -25 milyar dolar) düzeyinde bulunuyor. Hazine’nin net döviz açık pozisyonu 2019-2022 arasında hızla kötüleşti ve Aralık 2022’de -175 milyar dolara ulaştı, ardından nispeten sabit kaldı. TCMB’nin net döviz pozisyonu 2019’da -25 milyar dolardan 2023’te +25 milyar dolara iyileşti ve 2025’te +75 milyar dolara yükseldi.
Sonuç ve Risk Değerlendirmesi
Bu rapor, Türkiye ekonomisinin borç dinamiklerini kapsamlı bir şekilde ortaya koymaktadır. Öne çıkan temel riskler şunlardır:
Hanehalkları için yatırım fonlarındaki fazla TL likiditesinin dolarizasyonu tetikleme potansiyeli, genel amaçlı krediler ve kredi kartlarında artan TDA oranları ve yeniden yapılandırma sonrası ertelenmiş TDA bozulması önemli riskler olarak değerlendiriliyor.
Şirketler için yüksek döviz borçluluğu ve genişleyen net döviz açık pozisyonu, KOBİ’lerde artan TDA oranları ve dış finansmana bağımlılık temel risk faktörleri arasında yer alıyor.
Kamu sektörü için yüksek faiz ödemeleri yükü, azalan borç vadeleri, altın borçlanmalarından kaynaklanan zararlar ve beklenenden düşük çevrim oranları kritik riskler olarak öne çıkıyor.
Dış borç için bankacılık sektörünün artan kısa vadeli dış borcu, yüksek dış borç geri ödeme yükleri (özellikle Haziran ve Ağustos 2026) ve dış finansmana bağımlılığın sürmesi temel endişe kaynakları arasında bulunuyor.
Olumlu gelişmeler arasında ise hanehalkının düşük borçluluk oranı, güçlü dış kredi çevrim oranları (%180+), hanehalklarının altın tasarruflarının sağladığı servet tamponu ve ticari kredi arz koşullarındaki iyileşme beklentisi sayılabilir.
Not: Bu rapor yatırım tavsiyesi değildir. Yatırım kararları vermeden önce profesyonel bir danışmana başvurulması önerilir.Bu raporda yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmakta olup finansal bilgi kapsamında hazırlanmıştır ve hiçbir şekilde yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti; yetkili kuruluşlar tarafından kişilerin risk ve getiri tercihleri dikkate alınarak kişiye özel sunulmaktadır. Burada yer alan yorumlar genel bilgi niteliğindedir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.

